Çevreyi korumak; insanı, toplumu ve gelecek nesilleri de korumak demektir.
Bu ortak mesaj, Dünya Çevre Günü'nde çevre koruma ve insan hakları arasındaki kopmaz bağı konuşmak üzere yaklaşık 100 hukukçu ve sivil toplum temsilcisini Van Barosunda bir araya getirdi.
Uzmanların rehberliğinde gerçekleşen oturumlarda, çevre hukukunun genel ilkeleri ile madencilik ve hidroelektrik santral projelerinin yol açtığı ekolojik zorluklar ele alındı. Panellerde ayrıca ekoloji, iklim ve toplumsal cinsiyetin karmaşık kesişimi incelenerek, toplumsal dinamiklerin çevresel sonuçları nasıl şekillendirdiğine ışık tutuldu.
Oturumlarda, ekolojik göç olgusu ve çevresel yıkımın insanları evlerini terk etmeye nasıl mecbur bıraktığı da konuşuldu. Göç temasını yerel bir perspektifle ele alan "Sınır Hafızası" sanat sergisi ise, doğanın ve insanın yolculuklarının ne denli iç içe geçebildiğine dair çarpıcı bir görsel anlatı sundu.
Bu eseri hayata geçiren kişilerden birinin anlatımıyla sunulan dijital sergide, göç yollarında hayatını kaybedenlerin yalnızca bulundukları yerlerle işaretlenmiş son istirahatgahları olan Van'daki kimsesizler mezarlıklarından kareler yer aldı. Anlatıya dayalı bir diğer galeride ise Afgan bir kadının göç hikayesi paylaşıldı; bu hikaye, kadının hem yaşadığı zorlukları hem de Van'da yeni bir aidiyet duygusu inşa ederken gösterdiği o güçlü direncini gözler önüne serdi.
Etkinlik, ilhamını çocukların hayal dünyasından da aldı. Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) iş birliğiyle düzenlenen yaratıcı bir atölyede, 17 çocuk doğa sevgisi ve çevrenin korunması üzerine resimler çizmeye davet edildi. Çocuklar; defterler, boyama kitapları, pastel boyalar ve renkli kağıtlarla, doğal yaşamı nasıl koruyabileceklerine dair kendi fikirlerini kağıda döktüler.
Bu atölye, çocukları sürdürülebilir bir geleceğe dair umutlarını ve hayallerini sanat aracılığıyla ifade etmeye teşvik etti. Daha sonra ana konferans salonunda sergilenen bu çizimler, gezegenimizi koruma çabalarına gençleri dahil etmenin ne kadar hayati olduğunu vurguladı. Çocukların ellerinden çıkan bu eserler, daha yeşil ve sürdürülebilir bir dünyayı şekillendirmede gelecek nesillerin üstlendiği o temel rolü herkese bir kez daha güçlü bir şekilde hatırlattı.
"Türkiye’de Adalete Erişim Alanında Sivil Toplumun Katılımının ve Kapasitesinin Desteklenmesi" Projesi Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi tarafından ortaklaşa finanse edilmekte ve Avrupa Konseyi tarafından uygulanmaktadır.

